İstanbul Valiliği; rekor sayıda oyla seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun usüle aykırı olarak gözaltına alındığı 19 Mart 2025 tarihinde "kamu düzenini koruma" bahanesiyle getirdiği, hukuka aykırı yasak kararıyla düzeni 16 milyon yurttaşın yaşadığı ilde, bu kez günlere yayılan bir süre boyunca, pervasızca askıya alarak toplumsal yaşantıyı sekteye uğratmıştı.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi aldığı kararla İstanbul Valisi'nin âdeta hukukun askıya alındığı darbe dönemlerinden çıkmış bir faaliyetini daha ortaya koydu. Vali'nin Mahkeme tarafından oy birliğiyle reddedilen istinaf başvurusunda "terör örgütlerine müzahir gruplar" olarak niteleyip aleyhine kısıtlayıcı tedbir kararı çıkardığı halkı, kamuyu, milleti bir tehdit olarak yorumladığı "kamu düzeni", "milli güvenlik" ve "genel asayiş" anlayışını tüm il sathında hâkim kılmaya çalıştığı anlaşıldı.
Bu uğurda 19 Mart günü yurttaşlara eylemlerinin hukuksuz olduğunu söyleyerek saldıran polis üniformalı şahısların da kanunsuz emri uygulama ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma vb. suçları işlemek suretiyle hukuku çiğneyen taraf olduğu ortaya çıktı. Mahkeme; uygulanan yasağın, "demokratik toplum düzeni"nin gereklerine uygun olmadığını ve "temel haklara en az müdahale" ilkesini karşılamadığını belirterek hükûmetin, Türkiye Cumhuriyeti sathını 85 milyon yurttaşın özgürlük değil de esaret ve kölelik alanına çevirme vizyonunu da ifşa etti.
Çok sayıda yargı kararıyla Türk hukukuna aykırı faaliyetleri tekrar ve tekrar tarihe geçen İstanbul Valisi ve onu görevde tutmak suretiyle suçuna ortak olarak darbeciliğini bir kez daha tescilleten Cumhur İttifakı Hükûmeti'nin, bu Cennet Vatan'ı satarak hukukuna tabi olduğu hangi dış güce meşruiyetini dayandırmaya çalıştığı ise halk arasında artık merak konusu.
0 Comments
No comments yet.