Son zamanlarda iliklerimize kadar hissettiğimiz, ailemizin ve bizim güvende olduğumuz hissi mi?
Cumhur İttifakı Darbe İdaresinin Adalet Sekreteri Gürlek geçtiğimiz günlerde bir dizi sivil toplum kuruluşuna "Ailem Güvende" adında bir operasyon düzenlediğini duyurdu: Çeşitli sivil toplum kuruluşlarını, Türkiye'nin üyesi olduğu Birleşmiş Milletler ve üyeliğe aday olduğu Avrupa Birliği bünyesinden hükûmetin kendi yandaş derneklerine nazaran aldığı cüzi bir miktarda fonu işaret ederek baskınlar düzenledi. Gürlek; Anayasa'nın 33. maddesiyle koruma altına alınmış olan dernek kurma hakkını açıkça ihlal eden bu operasyonlara ve tutuklamalara gösterdiği yegâne dayanağı da yıllar öncesinde çıkarıldığında alakasız görünen olguları çarpıtarak ilişkilendirmişti. Kişilerin, gerçekleştirdiklerinde herhangi bir suç niteliği taşımayan gündelik tutum ve davranışlarını yıllar sonra suç kapsamına girecek şekilde sil baştan yorumlamıştı.
Bu değişiklik aslında daha önce gündeme gelmemiş değildi. Ancak, 600 vekilin uzlaşısıyla çıkacağı söylenen Yargı Paketi, tek bir şahsın kendi beyin fırtınası sonucunda getirdiği yeni yorumla hayata geçmiş ve dahası, geriye yürütülerek suçlular çıkarılmıştı. Gürlek tek bir yorumuyla suçsuz vatandaşlarımızdan ne de çok suçlu üretebilmişti.
İzleyen günlerde iş dünyasının temsilcileriyle buluşup:
Güçlü bir ekonomi ancak öngörülebilir bir hukuk düzeni ve güven veren bir adalet sistemi üzerine kalıcı hale gelecektir.
diyen Gürlek; 85 milyon yurttaş olarak bugün bize gayet olağan gelen, gündelik bir durumumuzu belki de yarın sabaha karşı baskınla tutuklanmamıza gerekçe göstermeyeceğini bilmeden yaşamaya, dinlenmeksizin üretmeye ve daha da önemlisi aleyhimize çalışabilmesi için vergi ödemeye devam etmemizi istiyor. Çok mu şey istiyor?
Yine de merak ediyorum:
- Özgürlüklerin hiçbir garantisinin kalmadığı; hukukun, insanları eşleri ve çocuklarıyla tehdit eden bir kıyma makinesine dönüştürüldüğü ülkede hangimiz ailesinin güvenliğine asıl tehdidi sadece kendi önüne bakan aile üyelerinde görebiliyor?
- Aileleri sözüm ona korumak adına üyelerini tutuklayıp aileleri parçalayan darbe idaresi nasıl yurttaşın aklına böyle hakaret edebiliyor ve iadeihakaret durumunda da şahin kesilebiliyor?
Bu operasyonla yeniden tanımlanan tutuklanma koşullarını sağlayan onca yandaş oluşuma dokunulmazken diğer birçoklarına benzer "tedbirlerin" uygulanmaya başlanması, darbe idaresi altında yürütme ve yargıdaki itici gücün ayrım gözettiğini ve adaletsiz olduğunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. Konu komşu, eş dost, çoluk çocuk, hısım akrabamızı zindanlara atıp bizden koparabilmek adına teröristleri aramıza salarak ailelerimizi güven altına almaya çalıştığını iddia eden darbe idaresinin, önlerine çıkıp Türkiye'de huzur ve refahı yeniden tesis etmeye muktedir olan milletimizi ve sivil örgütlenmesini ortadan kaldırmayı bir sonraki hedef olarak gördüğü artık gün gibi ortadadır.
1 Comments
Equilibrium@lemmy.world · 1 pts · 4d
Ben ortada kaldırılacak bir sivil örgütlenme olduğunu görmüyorum.
Bugün Türkiye'de ne yasa var, ne kanun var. Bunların hepsi sembolik unsurlar. Bu demokrasi tiyatrosunda sadece güç belirleyici unsur, başka hiçbir şey değil.
Türkiye siyaseti 2000'li yılların başlarından itibaren ilmek ilmek dizayn edildi. Muhalefet zaten kazanamayacaklardan oluşturuldu. İktidardaki abiler de birilerinin işine yaradığı sürece orda tutuluyorlar, hepsi bu.